Remziye Tosun: Sur direnişini kimse gölgeleyemez

  • 09:02 4 Aralık 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - HDP Diyarbakır Milletvekili  Remziye Tosun, 5 yıl önce Sur’da yaşananları anlattı. Remziye, iktidarın Sur’da başaramadığını bugün Van başta olmak üzere birçok Kürt kentinde hayata geçirmeye çalıştığını kaydetti. Remziye, “Sur direnişini kimse gölgeleyemez” diyerek direnişin unutulamayacağını söyledi.
 
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2 Aralık 2015 tarihinden önce resmi olmayan rakamlara göre birçok kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Binlerce yıllık tarihi ilçe, 103 gün boyunca hem havadan hem de karadan tarandı, bombalandı. Tüm saldırılara rağmen mahallelerini terk etmeyen onlarca sivil yaşamını yitirirken, onlarcası yaralandı ve tutuklandı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yeni projelere açılarak “kentsel dönüşüm” adı altında büyük bir bölümü yıkılan Sur’da, hala mahallelerin büyük bir bölümü beton kolonlarla kapatılmış ve her sokak başında da polis noktası bulunduruluyor. 
 
Çatışmaların yaşandığı esnada evlerini terk etmeyen sivillerden Hakların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, siviller için oluşturulan “Yaşam koridoru”yla Sur’dan çıkabildi. Sur’dan çıkmasının ardından polisler tarafından çocuğyla beraber tutuklanan Remziye, bir buçuk yıla yakın cezaevinde kalmasının ardından tahliye edildi. Daha sonra ise 2018 yılında HDP’den milletvekili adayı olarak Diyarbakır’da milletvekili seçildi. 
 
Tutuklanmasının ardından tahliye edilen Remziye’nin 11 Eylül tarihinde görülen duruşmasında  Mahkeme heyeti  Remziye hakkında  “örgüt üyesi olmak” iddiası ile 10 yıl hapis cezası verdi. 
 
‘İktidar amacına ulaşamadı’
 
5 yıl önce yaşadıklarını anlatan Remziye, iktidarın 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin elde ettiği başarıyı hazmedemediğini söyleyerek, bunun üzerine Kürt halkına dönük kirli savaş politikalarını devreye soktuğunu belirtti. Bu saldırıları ve politikalara karşı gençlerin ve Kürt halkının mahallelerini korumak için nöbet eylemlerine başladığını kaydeden Remziye, iktidarın Sur’da ve diğer Kürt kentlerinde savaş politikasına başvurduğunu ekledi. Remziye, “28 Kasım’da Tahir Elçi’nin katledilmesinden sonra çatışmalar daha da ağırlaştı. 90’lı yıllarda olduğu gibi Tahir Elçi’nin de faili meçhuldür. İktidarın asıl amacı kentlerimizi yok etmek ve halkı sindirmekti. Ama beklemediği ve ummadığı bir direniş ile karşı karşıya kaldı. Buradan da şunu görebiliyoruz iktidar amacına hiçbir zaman ulaşamadı” diye ifade etti.
 
‘Sur direnişini kelimelerle anlatamam’
 
Sur’da 96 gün kaldığını söyleyen Remziye, aslında Sur’da sokağa çıkma yasaklarının 130 gün sürdüğünü fakat hükümetin 2 Aralık’tan itibaren ele aldığını ve 103 gün olarak lanse ettiğini belirtti. İstanbul’un fethinin 58 gün sürdüğünü, ancak Sur ilçesi gibi küçük bir yerin iktidar tarafından 130 günde bile fetih edilemediğine işaret eden Remziye, Sur halkının iradesinin ve direnişinin sayesinde bir tarih yazıldığını vurguladı. Remziye, “Dünyanın her yerinde misket bombaları yasak olmasına rağmen o süreçte Sur’da misket bombası kullanıldı. İktidar Sur’da elinde var olan bütün teknolojik malzemeleri kullanmasına rağmen amacına ulaşamadı ve halkın iradesini elinden alamadı. Çünkü o halkta bir kominal duygu vardı ve bunu mücadele esnasında da somut olarak gösterdi.  Ben ne kadar anlatırsam anlatayım Sur direnişini tam anlamıyla anlatamam. Direnişi kelimelerle anlatamam” diye konuştu.
 
‘Halk mahallesini korumak için hendek kazdı’
 
Remziye, iktidarın özelde gençlere ve kadınlara yönelik “düşmanca” bir politika yürüttüğünü dile getirdi.  Remziye polislerin yasaklar sırasında kadınlara taciz ve tecavüz girişiminde bulunduğunu, onlarca gencin yaşamını yitirdiğini, sokakta bırakılan patlayıcılar nedeniyle onlarca çocuğun yaralandığını kaydetti. Hükümetin Sur’u yok etme planının tutmadığını söyleyen Remziye, özyönetim sisteminin iktidar tarafından hedef alındığına da değinerek, “Özyönetim sistemi üzerinden algı yaratıldı ve hedef gösterildi. Oysaki halk meclisleri ile halkın kendi kendini yönetmesi, kendi kendine yetmesi hedefleniyordu. İktidarın saldırıları sonucunda halk sokağını, evini, mahallesini, gençlerini ve çocuklarını korumak için hendekler kazıldı. Buna sürükleyen devletti. Özyönetimin amacı bu değildi aslında. Ama kendi yaptıkları saldırıları ve katliamları meşrulaştırmak için halkın özyönetim ilanını yanlış lanse ettiler. Kürt halkının kendini tanımasından, kendi kendini yönetmesinden korktular” dedi.
 
‘Sur direnişi unutturulamaz’
 
Sur’da yaşatılan politikaların hala devam ettirilmeye çalışıldığını söyleyen Remziye, özel savaş politikaları ile halkın iradesini teslim almaya ve sindirmeye dönük politikalar izlendiğini belirtti. Remziye, hükümetin Kürt halkını katliamlara ve ölümlere alıştırmaya çalıştığına işaret ederek, “İktidar Sur’da başaramadığını bugün Van başta olmak üzere birçok Kürt kentinde hayata geçirmeye çalışıyor. Helikopterden atılan yurttaşlar bunun en somut örneği. Bütün bunlar kadınlar üzerinde daha çok kendini gösteriyor. Örneğin İpek Er bir uzman çavuş tarafından tecavüze uğradıktan sonra yaşamına son verdi. Kürt halkı üzerinden uygulanan bu politikaları doğru tanımlamak ve görmek gerekiyor. Sur direnişini kimse gölgeleyemez. Kürt halkının mücadelesi de, Sur’da yaşanan direniş de unutturulamaz. O mahalleleri yerle bir de etseler, Sur’ları da yıksalar biz 50-100 yıl sonra da Sur’un direnişinden söz edeceğiz” diye kaydetti.
 
‘Asıl suç işleyenler Sur’u yok edenlerdir’
 
Yargılandığı davada ise kendisine “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla verilen 10 yıl hapis cezasını da değerlendiren Remziye, yargının hukuka aykırı hareket ettiğini belirtti. Yargılanmasının hukuki değil, siyasi olduğuna değinen Remziye, “Biz Sur’dan çıktığımızda zaten çok kötü bir muameleye maruz kalmıştık. Sur’dan neden çıkmadığımız soruldu. Evimiz oradaydı. Biz kendi evimizde kalıyorduk, saldırılar oluyordu ve kimse evden çıkamadı. Sadece ben değil, yüzlerce insan vardı orada ama devlet bunu bilmesine rağmen günlerce bombaladı mahalleleri. Onlarca sivil yaralandı, hastaneye dahi götürülemediler. Böyle bir durumda çıksak bizi mi sağ bırakırlardı? Milletvekili olmamın ardından da kinleri büyüdü bana karşı. HDP’den vekil olmamla birlikte attığım her adımı suç saymaya başladılar. Onlarca fezleke hazırlandı hakkımda. Bu nedenle verilen cezanın da hukuki değil, siyasi olduğunu söylüyorum. Biz suç işlemedik. Asıl suç işleyenler Sur’u yok edenlerdir” ifadelerini kullandı.