Özgür basın emekçileri: Baş eğmeye niyetimiz yok

  • 13:34 15 Ocak 2021
  • Güncel
İSTANBUL - Meslektaşlarının gözaltına alınarak tutuklanmalarına karşı bir araya gelen özgür basın emekçileri, baskılara boyun eğmeyeceklerini bir kez daha yenileyerek, “Baş eğmeyenlerin sesiyiz ve baş eğmeye de niyetimiz yok” mesajı verdi.
 
Özgür basın çalışanları, meslektaşlarına yönelik gözaltı ve tutuklamalara dikkat çekmek üzere Beyoğlu’nda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.  “Özgür basın susturulamaz, buradayız işimizin başındayız”  yazılı pankartın açıldığı toplantıya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul milletvekilleri Züleyha Gülüm ve Hüda Kaya ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da dayanışma amacıyla katılım sağladı. Çok sayıda basın emekçisinin katıldığı toplantıda Emre Orman meslektaşları adına açıklamayı okudu.
 
‘ETHA’nın teknik malzemelerine el konuldu’
 
"Gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklama saldırılarına, baskıya, sansüre son. Buradayız, işimizin başındayız" denilen açıklamada, dün İstanbul, İzmir ve Diyarbakır’da gerçekleşen ev baskınlarında Etkin Haber Ajansı (ETHA) emekçilerinden Pınar Gayıp’ın da evinin basıldığı ve gözaltına alındığı hatırlatıldı. Açıklamada, ETHA çalışanı İsminaz Temel hakkında da gözaltı kararı verildiği belirtilerek, bürosu basılan ETHA’nın hard disklerine, kameralarına ve çok sayıda materyale el konulduğu, ETHA’ya ait 6 bin 600 lira paranın da polisler tarafından alındığı ifade edildi.
 
‘Doğru haber alma hakkını savunuyoruz’
 
Pınar Gayıp ve İsminaz Temel’in daha önce pek çok kez polisin gözaltı ve tutuklama saldırılarına maruz kalan onlarca özgür basın emekçisinden ikisi olduğu vurgulanan açıklamada, “Yaşanan bu son operasyon bize gerçeğin sesini korkusuzca haykırmanın bu ülkede hangi bedellere sebebiyet verdiğini bir kez daha göstermiş oluyor. Biz gazeteciler olarak bu saldırıların ne ilk ne de son olmadığının farkındayız. Ülkede daha önce birçok kez yaşanan ve sümen altı edilmeye çalışılan olayları tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermeye çalışan bizler, iktidar ve onun güdümündeki yandaş basına karşı halkın doğru haber alma hakkını savunuyoruz. Ve bunu savunduğumuz ölçüde siyasi iktidarın saldırılarına ve hedef göstermelerine maruz kalıyoruz” denildi.
 
‘Gazeteciler yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek tutuklanıyor’
 
Van’da helikopterden atılan iki kişinin haberini yaptıkları gerekçesi ile Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Adnan Bilen, Cemil Uğur ile ajansımız muhabiri Şehriban Abi ve gazeteci Nazan Sala’nın da tutuklandığına dikkat çekilen açıklamada, bir hafta önce de MA muhabiri Mehmet Aslan’ın yaptığı haberler gerekçe gösterilerek tutuklandığı hatırlatıldı. Açıklama, “Adeta gazeteci hapishanesine dönüşen Türkiye’de şu anda en az 90 gazeteci tutsak durumda. Dünya genelinde ise en çok gazetecinin tutuklandığı ikinci ülke, Türkiye. Bu ülkede işçilerin, Kürt halkının, kadınların, LGBTİ+’ların ve tüm ezilenlerin sesi olarak yola çıkmış biz özgür basın emekçileri için bu saldırılar artık ‘olağan bir’ hal almaya başladı. Ancak alışmıyoruz! AKP-MHP siyasi iktidarının tüm baskı, sansür, yasaklamalarına karşı ayakta ve işimizin başında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz” ifadelerine yer verildi.
 
Açıklamada son olarak, “Bizler onurlu bir tarihe sahip gazetecileriz. Baş eğmeyenlerin sesiyiz ve baş eğmeye de niyetimiz yok” denilerek gözaltındaki ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması istendi.
 
‘Haberlerimizden rahatsızlık duyuyorlar’
 
Ardından ETHA editörlerinden Nadiye Gürbüz söz alarak polisin bir hırsız gibi bürolarına girdiğini söyleyerek, birçok materyallerine el konulduğunu kaydetti. Nadiye, “Biz sosyalist basın emekçileri olarak bugüne kadar çok kez gözaltına alındık, tutuklandık ve hemen hemen bütün tutuklanma gerekçeleri ise diğer basın emekçilerinde olduğu gibi yaptığımız haberler ve bunlardan duyulan rahatsızlıktır. Son dönemde yaşanan gözaltında özellikle Boğaziçi’ndeki öğrencilerin militan kararlı mücadelesinden ve diğer üniversitelere yayılan bu mücadeleyi bizim gençliğin sesini duyurma ve aynı zamanda sarayın darbeci zihniyetine karşı mücadelesinden bağımsız görmüyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Musa Anter’in kök saldığı çınarın altında hakikatin sesini ulaştırmaya devam edeceğiz’
 
Daha sonra da Mezopotamya Ajansı adına Naci Kaya konuştu. Ev baskınlarında polislerin gazetecilerin notlarına ve kitaplarının delil sayılmasının ifade özgürlüğüne bir tutuklama niteliğinde olduğunu belirten Naci, “Örgüt üyeliğine delil’ olarak belirttikleri şeyi aslında ilk gözaltı sırasında çürütüyorlar. Yaptığımız haberler sürekli olarak gerekçe gösterilmiş durumda. Birçok gazeteci arkadaşımız tutuklu. Onların baskı ve tutuklamalarına karşı Musa Anter’in köksaldığı çınarın altında hakikatin sesini her koşulda halka ulaştırmaya devam edeceğiz” dedi.
 
HDP’li Züleyha Gülüm de yandaş medyanın iktidar için problem oluşturmadığını çünkü iktidarın söylemleri ile aynı söylemlerde bulunduğunu ve gerçekleri çarpıttıklarını kaydetti. Züleyha, “Bunun karşısında hakikatin, demokrasinin, adaletin sesini duyurmaya çalışan özgür basın var. Bin bir zorlukla devletin baskılarına rağmen ısrarla özgür basın geleneğini sürdüren arkadaşlarımız var. İktidarın tam olarak yöneldiği baskılamaya çalıştığı kesim burası çünkü hakikatin açığa çıkması iktidarı sallıyor. Gerçeklerin halka ulaştırılması, bunların tartışılma olanaklarının yaratılması iktidar açısından ilk önce basını hedef haline getiriyor” şeklinde konuştu.
 
Son olarak konuşan CHP’li Sezgin Tanrıkulu da basın emekçileri ile dayanışma içinde olacaklarını söyledi.