TTB: 130’u aşkın ülke Covid-19’u meslek hastalığı kabul etti

  • 13:24 28 Aralık 2020
  • Sağlık
ANKARA - TTB, Covid-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesine ilişkin yürüttüğü kampanya kapsamında düzenlediği “Sağlık Çalışanları İçin Covid-19 Meslek Hastalıkları Yasası” başlıklı çevrimiçi panelde, 130'u aşkın ülkede Covid-19'un meslek hastalığı olarak kabul edildiği belirtildi. 
 
Türk Tabipleri Birliği (TTB), Covid-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesine yönelik yürüttüğü kampanya kapsamında “Sağlık Çalışanları İçin Covid-19 Meslek Hastalıkları Yasası” başlıklı bir çevrimiçi panel düzenledi. Panele TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TTB Merkez Konseyi üyesi Prof. Dr. İbrahim Akkurt, iş hukukçusu Dr. Av. Murat Özveri, iş başmüfettişi Şeref Özcan, HDP Milletvekili Dr. Necdet İpekyüz, CHP milletvekilleri Dr. Murat Emir ve Av. Ünal Demirtaş, İyi Parti Milletvekili Dr. Arslan Kabukçuoğlu ile kolaylaştırıcı olarak gazeteci Fatih Portakal katıldı.
 
Panelin açılış konuşmasını yapan Dr. Şebnem Korur Fincancı dünyanın her yerinde sağlık çalışanlarının pandemiden en çok etkilenen kesim olduğunu, bunun da çalışma ve özlük haklarına ilişkin bir meslek hastalığı tartışmasını beraberinde getirdiğini söyleyerek söze başladı. Şebnem, TTB’nin öncülüğündeki kampanya kapsamında yapılanların bilgisini sundu.
 
‘Yaklaşık 120 bin sağlık çalışanının enfekte oldu’
 
Dr. İbrahim Akkurt “Covid-19 ve Meslek Hastalıkları” başlıklı bir sunum ile tartışmanın çerçevesini oluşturdu. Sağlık çalışanlarının toplumun geneline göre salgından 14 kat fazla etkilendiğini, bu veri ışığında da birçok uluslararası örgütün ve 130’u aşkın ülkenin Covid-19’u meslek hastalığı kabul ettiğini aktaran İbrahim, Türkiye’de ise sağlık emek-meslek örgütlerinin ısrarlı taleplerine karşın bu kararın alınmamasını ve genelge ile sosyal güvence elde ediminin bir maratona dönüştürülmesini eleştirdi. Yaklaşık 120 bin sağlık çalışanının enfekte olduğunu, 300’e yakınının yaşamını yitirdiğini hatırlatan İbrahim, TTB’nin taleplerini sıralayarak sunumunu tamamladı.
 
‘Sağlık çalışanlarının yaşadığı kırım eksikliklerin sonucudur’
 
İşyerlerinde Covid-19 tedbirlerinin teftişlerine ilişkin genel bir bilgi veren Şeref Özcan “Maske-mesafe-hijyen” söyleminin sorunun özünü geçiştiren ve sorumluluğu devletten ve işverenden alıp işçiye yükleyen bir yaklaşımı doğurduğunun altını çizdi. Hastanelerde havalandırma sistemlerinin değiştirilmesi, kimi odalarda negatif basınç uygulanması, sağlık çalışanlarının ortak kullandığı alanların ve ekipmanların yenilenmesi gibi gerekliliklerin yerine getirilmediğini belirten Şeref, “Sağlık çalışanlarının yaşadığı kırım da tüm bu eksikliklerin sonucudur” dedi.
 
‘Fiili karine, ispat yükünü değiştirir’
 
Dr. Av. Murat Özveri yasayı çıkarmanın Covid-19’u meslek hastalığı ve iş kazası olarak tanıma iradesiyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti. Murat, meslek hastalığının hukuki statüsüne ilişkin şöyle bir özet yaptı: “Herkese ‘Evde kal’ dediğiniz yerde birilerini çalıştırıyorsanız ve bu çalışanlar hastalığa maruz kalıyor ise; işte bu, illiyettin olduğunun fiili karinesidir. Fiili karine, ispat yükünü değiştirir. Dolayısıyla sağlık çalışanlarının COVID-19’a iş ortamında yakalanmadığını kanıtlama yükümlülüğü işverene aittir. SGK, ileride işverene getirilebilecek olan maliyetler gibi nedenlerle meslek hastalığı ve iş kazası tanımından ısrarla kaçınmaktadır.”
 
‘Onlar da bu kalıplar içerisinde davranıyorlar’
 
Dr. Arslan Kabukçuoğlu iktidarın sorunlara gereken önemi vermediğini, verileri gizlediğini, hastaneleri uygun biçimlerde yenilemediğini ifade etti. AKP ve MHP’li milletvekillerinin çoğunluğunun kendileri gibi düşündüğünü söyleyen Arslan, “Ama yukarıdan bir talimat geliyor. Neye evet diyecekleri, neye hayır diyecekleri belli. Onlar da bu kalıplar içerisinde davranıyorlar” diye konuştu.
 
‘Meslek hastalıkları yasası ancak toplumsal baskısıyla çıkabilir’
 
Dr. Necdet İpekyüz de benzer bir biçimde iktidar partilerinin milletvekillerinin kuliste kendilerine hak verip genel kurulda karşı tavır aldığını, herhangi bir yasa teklifi söz konusu olduğunda bazen içeriğini dahi bilmeden hareket ettiklerini aktardı. Necdet, Sağlıkta Şiddet Yasası örneğinde görüldüğü üzere, meslek hastalıkları ile ilgili bir yasanın da ancak toplumsal muhalefetin baskısıyla çıkabileceğini vurguladı.
 
‘Bu hak alınacak, bu kanun çıkacak’
 
Av. Ünal Demirtaş meslek hastalığına ilişkin yayımlanan genelgenin TTB öncülüğünde yürütülen kampanyanın bir kazanımı niteliğinde olduğunu belirtti. Konunun TBMM’deki kronolojisini aktaran Ünal, yasa çıkarılmasının önündeki iki engelin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk olduğunu söyledi. Ünal, “Mücadeleye devam etmemiz, mücadeleyi daha hızlandırmamız gerekiyor. Bu hak alınacak, bu kanun çıkacak Başaracağız” diye ifade etti.
 
‘Biz, birlikte başaracağız’
 
Konukların sorulara verdikleri yanıtların ardından etkinlik, Şebnem’nin şu sözleriyle son buldu: “Toplumu sessizleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar ama toplum susmuyor. Bugün biz bu programı yaparken sayısız sağlık çalışanı sorunlarını dile getirdi. Hem sağlık çalışanlarına hem de yanımızda olan tüm vatandaşlarımıza teşekkür borçluyuz. Biz, birlikte başaracağız."