Sağlık emekçileri: Dinlenemiyoruz, özlük haklarımızı kullanamıyoruz

  • 09:02 3 Ocak 2021
  • Sağlık
ANKARA - Pandemi sürecinde en çok zorluk yaşayan kesimlerin başında gelen sağlık emekçileri, dinlenememekten ve özlük haklarını kullanamamaktan şikayetçi. 
 
Tüm dünyada etkisini giderek arttıran koronavirüs (Covid-19) salgınında dünyada bir milyona yakın insan hayatını kaybetti. Türkiye’de ise resmi verilere göre toplam can kaybı 20 bin 135’e yükselirken  vaka sayısı ise 2 milyon 162 bin 775 oldu.  Salgının hem çalışma boyutu hem de maruz kalma nedeniyle en fazla etkilediği kesimlerin başında sağlıkçılar geliyor. Salgının başından bu yana da 300’den fazla sağlık emekçisi yaşamını yitirdi. Ağır çalışma koşullarının yanı sıra enfekte olan ve çalışmak zorunda kalan sağlıkçılar beslenme, dinlenme ve özlük haklarından yararlanamıyor. Özellikle hasta bakıcıları, tomografiye götürülen hasta taşıyıcıları, temizlik personeli ve hasta bakımıyla ilgilenen kişilerin yaşadığı zorluklar gündeme gelmiyor. 
 
Tüm bunların yanı sıra sağlık meslek örgütlerinin hükümete yaptığı uyarı ve öneriler dikkate alınmıyor. Çeşitli hastanelerde çalışan sağlık emekçileri bu süreçte yaşadıkları zorlukları ve çalışma koşullarını anlattı. 
 
‘Hükümet sağlık çalışanlarını yok sayıyor’
 
İbni Sina Hastanesi’nde temizlik işçisi olarak çalışan Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş) üyesi Reyhan Karadelik, pandemi ile birlikte korkularının ve endişelerinin daha da arttığını ifade etti. Pandemi sürecinin psikolojik olarak kendilerini yıprattığını kaydeden Reyhan, “Hükümetin bizi yok sayması, sağlık emekçilerine ek ödeme verilmemesi, izinlerin kaldırılması, raporların yasaklanması bizi çok etkiledi. Bu yüzden çalışırken biraz daha motive olmaya ihtiyacımız var. Pandeminin pik yaptığı şu sıralarda hükümetin, hastane yöneticilerinin artık bizi görmeleri gerekiyor” dedi. 
 
'Hasta bakıcıları molalarını kullanamıyor'
 
Günde 12 saat çalıştıklarını, buna rağmen dinlenme sürelerinin çok az olduğunu aktaran Reyhan,  özellikle hasta bakıcıların mola şansının neredeyse imkansız olduğunu kaydetti. Öte yandan hastanede çıkan yemeklerin az ve sağlıksız olduğunu aktaran Reyhan, “En son bu konuyla ilgili hastanenin başhekimi ile görüştük ve yardımcı olacağını söyledi. Görüşmelerimizin sonunda hastanemizin mutfağı tadilata girdi. Bu da bir nebze olsa bize moral oldu” ifadelerine yer verdi.
 
‘Biz işçilere kimse sahip çıkmıyor’
 
Haziran ayında koronavirüse yakalandığını ve 13 gün boyunca hastanede yatmak durumunda kaldığını aktaran Reyhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kapalı odada kalmak ve çocuklarımdan uzak kalmak psikolojik olarak beni çok yıprattı. Şu an bir sahipsizlik duygusu var. Özellikle ne bakanlık ne de hastane yönetimi biz işçilere sahip çıkmıyor ve bu da açıkçası bizi çok yıpratıyor. Son süreçte çok sayıda hemşire ya istifa etti ya da özel sağlık kurumlarına geçti. Temizlik işçilerinde de hem işin ağırlığı hem de düşük ücretlerden kaynaklı istifa edenler oldu. Emekliliği gelip hemen emekli olanlar oldu, hem de hemşirelerden doktorlardan bizde yaratılan değersizlik duygusu daha da yıpratıyor.”
 
‘Kendimi yorgun bir savaşçı gibi hissediyorum’
 
Yetkililere seslenen Reyhan şunları söyledi: “Görünmeyen emek alanında çok yıpranıyoruz; sürekli yıpranan bizler, ev işleri konusunda, hastanelerde sağlık alanında sürekli koşturuyoruz.  Sürekli kadınlardan bekleniyor; anlayış kadınlardan, iş kadınlardan bekleniyor. Daha uysal, daha verimli olmanız bekleniyor ama maalesef insan olduğumuzu unutuyorlar. Kendimi çok yorgun bir savaşçı gibi hissediyorum.”
 
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 5 yıldır yoğun bakım hemşireliği yapan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şube Kadın Sekreteri, Meryem Gönbe de hemşirelerin daha önce de problemleri olduğunu ancak pandemiyle beraber bu problemlerin arttığını kaydetti. Çalışma alanında çok fazla mobbinge maruz kaldıklarını söyleyen Meryem, hemşirelerin üzerinde en çok baskının da siyasi iktidarın atamış olduğu idareciler tarafından gerçekleştirildiğini kaydetti. 
 
‘Mobbing ve sözlü şiddet arttı’
 
Meryem, hemşirelerin psikolojik ve fizyolojik anlamda yaşadığı sıkıntıları ise şöyle anlattı: “Özellikle de pandemiyle beraber yaşamımız zorlaştı. Evde baba, abi, eş; iş yerlerimizde yöneticilerimizden mobbinge ve sözlü şiddete maruz kalabiliyoruz ki biz 24 saat hizmet veren bir kurumda çalışıyoruz ve mesai saatlerimiz çok fazla. Eleman eksikliğinden kaynaklı zaten daha da fazla çalışıyoruz. Öyle olunca 24 saatlik mesaiye gittiğimizde yorgun ve bitkin hale gelebiliyoruz. Pandemi fizyolojik olarak da bir başka insanı yoruyor. Mesela; pozitif bir hastaya bakım veriyorsan, onun ayrı bir özel koruyucu ekipmanı var ve onun içinde çalışmak ayrı bir yorgunluğa neden oluyor. Diyelim ki giydiğiniz tulumu, iki üç kat maske, gözlük ve siperlik takıyorsunuz. Bu da sizi 10 dakika içinde terletiyor ve saatlerce böyle dayanmak zorundasınız.”
 
‘Koronaya yakalandıktan 10 gün sonra iş başı yaptım’
 
Sağlık çalışanlarına testi pozitif olsa bile 14 günlük karantinanın uygulanmadığını aktaran Meryem, “10 gün karantina diyorlar ve sen pozitifsin ama semptomlarına bakılmadan çalışabilirsin diyorlar. Bu da insanda çok büyük kaygılar yaratabiliyor. Biz hemşirelerinin en çok zorlandığımız konulardan biri de; işten eve giderken bulaş götürme korkusu oluyor. Bu da insanda ağır bir psikolojik kaygı yaratıyor ve insanı çok yıpratıyor. Çalıştığım sırada koronaya yakalandım ancak 10 gün sonra test yapmadan çalıştırıldım. Bu durumda kimsenin bizi korumadığını çok net gördüm” dedi. 
 
‘Maaşımdan yüzde 14 kesinti yapılıyor’
 
Sözleşmeli olarak çalıştığını ve 5 yıldır atanma beklediğini aktaran Meryem, “Memur bir hemşireye göre nöbet ücretimden yüzde 14 civarında kesinti yaşanıyor. Onlarla aynı işi yapıyorum ve aynı bölümde çalışıyorum ama ben daha az ücret alıyorum.  Sağlık alanında çok adaletsizlik yaşanıyor” diye belirtti. 
 
‘En büyük sorunumuz dinlenememek’
 
Ankara Tabipler Odası  (ATO) Asistan ve Genç Hekimler Komisyonu üyesi Acil Tıp Uzmanı Dr.Benan Koyuncu ise bu süreçte yaşanan sorunları saymakla bitmeyeceğine dikkat çekti. Pandeminin başından bu yana en büyük sorunların başında “dinlenmemek” olduğuna dikkat çeken Benan, öte yandan yıllık izinlerin kullanılmamasının kendilerini daha da yıprattığını söyledi.  
 
‘Yemekten böcek çıktı’
 
Geçtiğimiz hafta sağlıkçıların beslenmesiyle ilgili görüntülerin medyada yer aldığını anımsatan Benan, “Bizler 24 saat boyunca hastane de çalışıyoruz. 24 saatimiz o hastanede geçiyor. Nitelikli dinlenme,  yeme hakkı ve  dinlenme yerlerimizin olması çok önemli. Ancak sermaye mantığı ile yapılan Şehir Hastaneleri’nde çalışanlara ait dinlenme yerleri yok. Sağlık çalışanları bunun çok ciddi sıkıntısını yaşıyor. 24 saat o hastanede yaşıyoruz ama gerçekten bize verilen yemekler yenilmeyecek düzeyde. Eski çalıştığım yerde yemekten böcek ve yabancı maddeler çıktı” şeklinde konuştu. 
 
‘20 hekim dinlenmek için bir odayı kullanıyor’
 
Benan,  sağlık çalışanlarının dinlenme mekanlarının olmadığından virüsü birbirlerine daha kolay bulaştırdıklarını dile getirerek, “Sanki 24 saat ayakta kalacakmışız, gibi düşünülüyor, ama böyle bir şey ne insan fizyolojine uygun ne de çalışma hakkına uyumlu. Birçok arkadaşımız o küçücük odalarda yemek yerken birbirlerine virüsü bulaştırdılar. Asistan hekimlere bir oda veriliyor. Ve 20 asistan tek bir oda kullanıyor. O oda da küçücük bir oda. Bu sağlıkçıların değil hastanenin ve idarenin suçuydu“ diye ifade etti. 
 
‘Doktorlar  hasta seçmek zorunda kaldı’
 
Hiçbir koruyucu sağlık hizmetlerinin önlem almadığı için vaka sayısının arttığını ve insanların hastanelerde yer bulamadığını vurgulayan Benan, şöyle devam etti: “Birçok hastamızı acil servislerde yoğun bakımı yatağı beklerken kaybettik. Doktorlar hasta seçmek ve acaba hangisini kurtarabilirim diye düşünmek zorunda kaldı. Bize bu ikilemi dayatan sağlık sisteminin kendisidir. 9 aydan beri kapanmadan bahsediyoruz,’ önlem alın’ diyoruz. Ama hani? Hekimleri, sağlık çalışanlarını bu derece yorarken bütün emeğimiz de boşa gidiyor” sözlerini kullandı. 
 
‘Sağlık çalışanlarının çoğu kadın’
 
Kadın sağlık çalışanların yalnızca hastanede değil birçok alanda mağduriyet yaşadığını dile getiren Benan, okulların ve kreşlerin kapanmasıyla birlikte çocuk bakımının da sadece kadın sağlık emekçilerine kaldığını hatırlattı. Benan, “Bu nedenle kadınlar aile içinde de ikinci kez sömürüye uğradı. Ev içi bakımı kadın emekçiler sağlamaya çalıştı, zaten yoğundular, bu nedenle onları ikinci kez sömürülmüş oldular. Bu süreçte kadına yönelik şiddette korkunç bir şekilde arttı. Sağlık çalışanlarının çoğu kadınlardan oluşuyor. Bu yüzden pandemi süreci kadınlar açısından çok zor geçti” diye konuştu.