Cizre’de ilk yasağın ardından 5 yıl: Vahşeti unutmayacağız

  • 09:05 4 Eylül 2020
  • Güncel
 
Rojda Aydın
 
ŞIRNAK - Cizre’de halkın özyönetim direnişine karşı ilan edilen sokağa çıkma yasağının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen acıların hala taze olduğunu söyleyen yakınlarını kaybeden aileler, “Hiçbir zaman bu vahşeti unutmayacağız” dedi. 
 
Şırnak’ın Cizre ilçesinde halkın 90’lardan bu yana sürdürdüğü direnişlerin en büyüklerinden biri de “Berxwedan jiyane/Yaşamak direnmektir” sloganı ile büyüyen özyönetim direnişleri oldu. Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un “Bizimle gurur duyun” diyerek miras bıraktığı direnişin ilk adımları 5 yıl önce bugünlerde atıldı. 4 Eylül 2015 akşamı Şırnak Valiliği tarafından ilan edilen sokağa çıkma yasağı 12 Eylül 2015 tarihine kadar sürdü. Cizre’de "İkinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildi" anonslarının yankılanmasından hemen sonra kentte bulunan tüm telefon şebekeleri ve internet hatları kesildi. Cizre’de giriş ve çıkışlar yasaklanırken, kent askeri araçlarla ablukaya alındı. Yasak sonrası tanklar ve toplar ile vurulan ilçede 35 günlük bebekten 70 yaşındaki yurttaşa kadar toplamda 21 kişi hayatını kaybetti. 
 
O günden sonra kurşun ve bomba sesi duymadan bir gün bile geçirmeyen Cizre'de bu yasak süreci 2016 yılının Mayıs ayına kadar devam etti.
 
35 günlük bebek ‘terörist’ ilan edildi
 
29 Ağustos 2015’te göreve gelen dönemin İçişleri Bakanı Selami Altınok, kameraların karşısına geçerek yaptığı açıklamada katledilenlerin tümünü "terörist" ilan etti. Selami Altınok’un "terörist" dediği siviller arasında 7 çocuk annesi 53 yaşındaki Meryem Süne, 35 günlük bebek Muhammed Tahir Yaramış ve 10'lu yaşlarda çok sayıda çocuk bulunuyordu. İlçedeki sokağa çıkma yasağından dolayı defnedilemeyen cenazelerin buzdolabı ve derin dondurucularda tutulduğunu önemsemeyen Selami Altınok, ilçede son seçimlerde yüzde 92 oranında rekor bir oy alan HDP grubunun da "Can güvenliği olmadığı" gerekçesiyle, ilçeye alınmayacağını açıklamıştı. Bu açıklamaların ardından Cizre'deki gerçeklerin üstünü örten bir açıklama da dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'ndan gelmişti. Ahmet Davutoğlu, yaşananlara rağmen Cizre'de tek bir sivilin yaşamını yitirmediğini savunmuş ve operasyonlara son hız devam edileceğini söylemişti.
 
21 kişi yaşamını yitirdi
 
Halk Nur, Sur, Cudi ve Yasef mahallelerinde kadınlar öncülüğünde sokaklara indi. Ellerine tencere ve tavalarını alan kadınlar kepenklere vurarak, sloganlar atarak gürültü eylemleri yaptı. Yasağı tanımayan Cizre’de, toplamda 21 kişi yaşamını yitirdi.
 
Yaşamını yitirenlerin isimleri şöyle:
 
Sait Çağdavul (19), Mehmet Emin Levent (21), Cemile Çağırga (10), Osman Çağlı (18), Meryem Süne (53), Bahattin Sevinik (50), Suphi Saral (50), Özgür Taşkın (17), Bünyamin İrci (14), Selman Ağar (10), Seyit Eşref Erdin (59), Maşallah Edin (35), Zeynep Taşkın (18), Muhammed Tahir Yaramış (35 günlük), Mehmet Erdoğan (75), Mehmet Dökmen(71), Mehmet Sait Naycı (17), Hacı Ata Borçin (70), Gadban (Xetban) Bülbül(78), İbrahim Çiçek (80) ve Şahin Açık (70).
 
Kitlesel bir şekilde defnedildiler
 
Yaşamını yitiren 21 kişinin cenazesi ise sarı, kırmız ve yeşil bayraklarla, binlerce insanın katılımıyla kitlesel bir şekilde defnedildi.
 
‘Bizler terörist değiliz’
 
Yasak sürecinde katledilen 21 kişiden biri de 59 yaşındaki Seyit Eşref Erdin’di. Evin damına su deposuna bakmaya giden Seyit, keskin nişancılar tarafından sırtından vurularak katledildi. Eşi Mevlüde Erdin,  Seyit’in katledildiğini 3 saat sonra öğrendiklerini söyledi. Mevlüde şunları dile getirdi: “Eşim su deposuna bakmak için çıkmıştı. Aradan 3 saat geçti eşim gelmedi. Ardından çocukları gönderdik bakması için. Çocuklar evin damına çıktıklarında babalarının yerde olduğunu görüp çığlık atıyorlar. 9 günlük yasakta başımızı dışarı çıkarmamıza izin vermiyorlardı. Yaşlı olan bir insanı durduk yere neden öldürdüler. Eşim onlara ne yaptı. Yaşlı bir insan onlara ne yapabilir. 7’den 70’e herkesi terörist ilan ettiler. Bizler terörist değiliz. Bizler evimizde iken kentimizi basıp savaş çıkaran onlar. Eşim de askerler tarafından öldürüldü. Bütün dünya da bunu çok iyi biliyor.” 
 
Katledilirken giydiği kazağı kargo ile gönderildi
 
Savcılığın Seyit’in katledilmesinden 3 yıl sonra kazağını kargo ile gönderdiğini kaydeden Mevlüde, “Bu şekilde bizlere daha çok acı çektirmek istiyorlar. Bize eşimin kazağını gönderirken ikinci defa ölümü gösterdi. O kazağı görürken içim ilk gün gibi acı ile doldu ve ağladık” dedi.
 
Acılar hala taze
 
Yasağın üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen acılarının hala taze olduğunu vurgulayan Mevlüde, “Bizler asla o günleri unutmayacağız. Haksız yere birçok insan öldürüldü. Ama 5 yıldır adalet yerini bulmadı. 21 kişiyi öldürenler hala serbest ve kimin öldürdüklerini hepimiz de çok iyi biliyoruz. Bizler 5 yıldır adaletin peşindeyiz. Açılan dosyalarda herhangi bir gelişme yok. Bizler adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Asla Cizre yasağını unutmayacağız ve unutturtmayacağız” sözlerini kullandı.   
 
Yaşamını yitirenlerden biri de 10 yaşındaki Selman’dı
 
Evinin önünde keskin nişancıların hedefi olanlardan biri de 10 yaşındaki Selman Ağar. Annesinin gözleri önünde göğsünden vurulan Selman, bulunduğu yerde yaşamını yitirdi. Annesi Rahime Ağar, çocuğunun gözleri önünde vurulduktan sonra her şeyin anlamını yitirdiğini ve o anı bir an bile unutamadığını belirtti. Çocuğunu yitirmenin verdiği acının tarifsiz olduğunu söylerken duygulu anlar yaşayan Rahime, şöyle devam etti: “Oğlum 5’inci sınıf öğrencisiydi ve daha yeni 10 yaşına basmıştı. Evde ben ve yengesi dışında kimse yoktu. Eşim çarşı tarafında mahsur kalmıştı, bir oğlum askerde ve bir oğlum İstanbul’daydı. Eşim mahsur kaldığı yerde rahatsızlandığı için hastaneye gitmişti. Oğlum Selman ise hastaneye kaldırılıyor ve eşimin önünden geçiyor. Eşimin oğlu olabileceği bile aklından geçmiyordu. Oğlum göğsünden vurulurken kan akmadı, iç kanama geçirmişti. Oğlum evin önünde otururken, gözlerimin önünde vuruldu. O günü hiç unutamıyorum ve unutmayacağım. Bir anneye oğlunun ölümünü gösterenler de gün yüzü görmesinler.”
 
‘Bir çocuk nasıl eline silah alabilir’
 
Aradan geçen 5 yıldan bu yana adaletin yerini bulmadığına dikkat çeken Rahime, şöyle konuştu: “Bizler 5 yıldır adalet arıyoruz. Hem çocukları hem de yeni doğan çocukları terörist olarak ilan ettiler. Bir çocuk eline nasıl silah alıp savaşsın. Çocuklar silahtan ne anlar? Aslında terörist olanlar çocuğumu öldürenlerdir. Bizler sonuna kadar bu davanın peşinde olacağız ve bırakmayacağız. Acımız ilk gün gibi hala taze. Bizler sadece adalet istiyoruz. Devletten başka bir şey istemiyoruz.”