Çadırlarda susuz bir yaşam: 9 ay çalıştığımız 3 ay yetmiyor

  • 09:02 5 Eylül 2020
  • Okumadan Geçme!
Filiz Zeyrek
 
ADANA - Geçinebilmek için Çukurova’nın kavurucu sığında yaşam mücadelesi veren mevsimlik tarım işçisi kadınlar, çadırlarda susuz bir yaşam sürüyor. “İş olsa niye bu rezilliği çekelim” diyen kadınlar emeklerinin karşılığını da alamıyor.
 
 Adana'nın Karataş ilçesinde Diyarbakır ve Urfa’dan gelen mevsimlik tarım işçileri,  Çavuşlu köyü yakınlarında kurdukları çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Salgın önlemlerinin artırıldığı bu günlerde, geçtikleri yere bereketi taşıyan Seyhan ve Ceyhan nehirleri ile çevrelenmiş Adana’da mevsimlik işçilerin yaşadığı çadır kentlerde su yok.  Ekonomik sıkıntılar, emek sömürüsünün yanında su sorunu ile karşı karşıya kalan mevsimlik işçiler, 9 ay çalıştıklarının memleketlerinde 3 ay yetmediğini söylüyor.
 
‘Suyu bile zor buluyoruz’
 
Şeker hastası Fatma Akça 7 aydır Adana’da. Sıcak ve tozdan şikayetçi. Engelli bir oğlu olduğunu söyleyen Fatma, tarlada çalışan iki çocuğuyla birlikte gelmiş Adana’ya, onlara yemek yapıyor, kaldıkları yeri temizliyor fakat su yok. Fatma susuzluğun üzerine bir de salgın gelince yaşamlarının daha da zorlaştığını belirterek, “Bir oğlum böbrek hastası ve görme engelli. Emzikli çocuklar var, bir yandan onlara bakıyoruz. Yaşım da ilerledi ama mecbur çalışıyoruz. Pamuk topluyoruz, çapa yapıyoruz” diyor ve başka bir iş imkanı olmadığı için tarlada çalıştıklarını aktarıyor.
 
‘Diyarbakır’a döneriz orada iyi komşularımız var’
 
Mevsimlik işçi olarak Diyarbakır’dan Adana’ya gelenlerden biride Selvi Müslüm. Selvi’nin yolculuğu çok daha uzun yol ve zaman önceye dayanıyor. Selvi, DAİŞ’in Kobanê’ye saldırdığı 2014 tarihinde çocuklarıyla birlikte Diyarbakır’a yerleşir. Aylık verilen 900 TL ile geçinmeye çalışan Selvi ve ailesi, devlet tarafından bu ödeneğin iptal edilmesiyle birlikte kiralarını dahi ödeyemez duruma gelirler. İş bulamayınca pamuk toplamaya gelen Selvi, “Perişanız burada. Çok sıcak ve sinek çok. Zaten iki kişi çalışıyoruz ama yetmiyor. Diyarbakır’a döneriz, en azından orada iyi komşularımız var”  sözleriyle yaşadığı hayal kırıklığını dillendiriyor.  
 
‘Çocuklar şimşek çakınca battaniyenin altında ağlıyor’
 
“Urfa’da iş olsa bu rezilliği çeker miyiz?”  sorusu ile karşılıyor bizi Güneş Aktaş, üzerinde adı gibi sarı çiçekli bir elbiseyle. Oda diğer çadır komşuları gibi 7 aydır Adana’da. Çadırın önüne küçük bir çardak kurmuş ve su kabaklarıyla süslemiş. Güneş’e baktığımızda yaşadığı tüm zorluğa inat gittiği her yeri güzelleştiren rengarenk bir kadın görülüyor. Doğayla toprakla öylesine bütünleşmiş ki Güneş, toprağı adeta bir oya gibi işliyor. Belli seviyor toprağı fakat diğer kadınlar gibi susuzluk onu da canından bezdirmiş. Sabah erken saatlerde uyandıklarını ve ilk işlerinin çadıra su taşımak olduğunu söyleyen Güneş, “Biberi ekiyoruz, topluyoruz, bitirip Urfa’ya dönüyoruz, 1 ay orada kalıp tekrar geliyoruz Adana’ya. Annemiz, babamız, kardeşimiz hep memlekette, onları bırakıp buralara gelmişiz. Çocuklarımızla beraber çalışıyoruz, bir yevmiye gelir diye iş derdine düştük. Kışın çamur içindeyiz. Çocuklar şimşek çakınca, battaniyenin altında ağlıyor. Yazın ise sıcak, sinek ve yılanlar var”  diyerek oradaki onlarca insanın yaşamını özetliyor. 
 
'Hayatımız çadırlarda geçiyor'
 
Rabia Aktaş’da mevsimlik işçi olarak Urfa’dan gelmiş. Rabia henüz 17 yaşında olmasına rağmen 4 yıldır tarlalarda çalışıyor. Urfa’da iş olsa buraya gelmezdim diyen Rabia öğretmen olma hayali kurmuş ve sonrasında da çalışmak zorunda olduğu için okulu bırakmış. Rabia,“Öğretmen olma hayalleri kurarken, şimdi buradayım. Tarladan zaten yorgun geliyoruz, 2-3 saat uykuyla tekrar çalışmaya başlıyoruz. Çamaşır, bulaşık derken” diyor ve ekliyor devamlı iş devamlı iş.
 
'9 ayda kazandığımız, 3 ay yetmiyor'
 
Filiz Unutur’u da yemek yaparken yakalıyoruz. Güleç yüzüyle karşılıyor bizi ve yaşadıkları ortamı işaret ederek, “Çektiğimiz rezilliye değmiyor ama çalışmak zorundayız” diyor. Filiz, günlük 80 TL alıyor ve 6 çocuğuyla tüm aile çalışıyorlar. Oda sudan yakınıyor. Tulumbayla kuyu suyunu taşıyarak kullanıyorlar. Filiz, bulundukları yere yakın bir çiftlik olduğunu bazen oradan içme suyu aldıklarını söylüyor. Tabi oda çiftlik sahibi kapıyı açarsa. Tüm aile 9 ay boyunca tarlada çalışıyor fakat Filiz bu paranın Urfa’da 3 ay yetmediğini ifade ediyor.
 
Mevsimlik işçilerin yaşadıkları çadır kentten ayrılırken, ardımızda tüm zorluğa rağmen çekli elbiseleri ve gülen yüzleri ile bırakıyoruz kadınları.