Dersim'de çatışmada oğlunu kaybetti hedef haline geldi

  • 09:03 6 Eylül 2020
  • Güncel
DERSİM - Çatışmada HPG’li oğlu Baran’ı  kaybeden Fadime Çetinkaya, sonrasında saldırıların hedefi haline geldi. 3 defa gözaltına alınan ve hakkında 8 dava açılan Fadime, hem baskılara karşı mücadele ediyor hem mezarına saldırılan oğlunun anılarını yaşatmaya çalışıyor.
 
Son yıllarda PKK’lilerin cenaze ve mezarlarına yönelik saldırılar ile aileler cezalandırılmaya çalışılıyor. Çocuklarının mezarına ve kemiklerine sahip çıkan aileler ise hedef haline getirilerek baskılara maruz bırakılıyor. Onlardan biri de Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Sorek (Karabulut) köyünde yaşayan, yerine kayyım atanan eski (Perî) Akpazar Belediye Eşbaşkanı Fadime Çetinkaya.   
 
Yerine kayyım atandı, gözaltına alındı
 
Olağanüstü Hal (OHAL) ilanı ardından 2016 yılında çıkarılan 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediyelerine peş peşe kayyımlar atanmaya başladı. Yerine kayyım atanan belediyelerden biri de Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar Belediyesi’ydi. Belediyenin eşbaşkanlığını yapan Fadime Çetinkaya, kayyım atanmasından 2 gün sonra evine yapılan baskınla gözaltına alındı. Gözaltı işlemlerinin ardından ise haftada 3 gün imza atma şartıyla serbest bırakıldı.
 
Mezarlığa saldırıya tüm köy karşı çıktı
 
Fadime’nin oğlu HPG’li Baran Çetinkaya (Brusk Dersim), 4 Eylül 2015’te Dersim merkezde karakolla girilen çatışmada ağır yaralanmış, 6 Eylül’de yaşamını yitirmişti. Oğlunun ardından da baskılara maruz kalan Fadime, en çok da oğluna saldırılmasına tepkili. Fadime, “Bir yılın ardından bir gün ansızın oğlumun mezarına saldırı oldu. Köy halkı olarak mezarımıza düzenlenen saldırıya hep birlikte karşı koyduk. Köy olarak direnmemiz üzerine mezar taşımızı onlardan aldık. Oğlumun mezar taşındaki fotoğrafları kırıp götürmüşlerdi” diye konuştu. 
 
Şiir gerekçeli ikinci baskın
 
Mezara saldırının ardından hedef gösterilen Fadime’nin evi ikinci kez basıldı. “Gözaltına alınma gerekçem, oğlumun mezar taşına yazdığım şiirmiş” diyen Fadime, şöyle devam etti: “Gözaltında bana, ‘Mezardaki şiiri sen mi yazdın?’ diye sordular. Ben de kendimin yazdırdığını söyledim. O şiir oğlumun bana hatırasıydı. PKK’ye katılmadan önce bana bıraktığı son hatıraydı. Ben de hatırasını taşa işlemek istedim. Onlarsa gelip kırdılar. Bana taşa işlettiğim şiirde yasaklı kelimeler yazıldığını söylediler. İçinde ‘Kürt, Kürdistan’ gibi kelimeler aradılar ve ‘Bunun yasak olduğunu bilmiyor musun?’ diye sordular. Ben de ‘Biliyorum ama oğlumun bana hatırasıdır. Mezar taşına yazmak istedim ve yazdırdım. Bugün olsa yine yazdırırım’ diye cevap verdim. Bunun üzerine bana dava açtılar.” 
 
‘Parayı verdiğim zaman evladımı geri verecek mi?’
 
Oğlunun mezar taşına yazdığı isim gerekçe gösterilerek bir kez daha gözaltına alındığını kaydeden Fadime, “Bana ‘Senin oğlunun adı Baran’dır, neden Brusk yazdın?’ diyerek yeni bir dava açtılar. Peş peşe dava üstüne dava açıldı” ifadelerini kullandı. 
 
Karakolda çıkan çatışma sonucunda, keskin nişancı kurşunuyla yaşamını yitiren Ayten Gülhan isimli sivil yurttaşın durumunu hatırlatan Fadime şöyle devam etti: “Ailesi dava açtı ve davayı kazandı. Mahkeme, kadının keskin nişancı kurşunuyla yaşamını yitirdiğine karar vererek aileye 169 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi. Devlet o parayı ödemek zorunda kaldı. Devlet, bu parayı biz ailelerden almak istedi. Biz ve Erzurum’daki ailelere bir kağıt gönderdiler ve içinde oğlumun suçlu olduğunu, kadını onların öldürdüğünü yazmışlar. Bunun karşısında da 169 bin TL’lik tazminat davası açmışlardı. Davayı biz kazandık ve istenen tazminatı ödemedik. Şu anda ise davayı yeniden gündeme getirdiler ve dava tekrar görülmeye başlandı. Biz bunun peşindeyiz. Bana para cezası vermişler. Devlet neye dayanarak bana para cezası veriyor? Ben ona o parayı verdiğim zaman evladımı geri verecek mi? O benim canımı aldı. Canımdan can koparıp götürdü. Ben ona ne parası vereceğim?”
 
‘Hiçbir zaman pes etmedik, pes etmeyeceğiz’
 
“Gördüğümüz baskı ve zulümlere rağmen hiçbir zaman pes etmedik, pes etmeyeceğiz” diyen Fadime, “Biz haklıyız. Kimsenin malına, mezarına, kemiklerine göz dikmedik. Bugüne kadar hangi ülkede böyle bir şey yaşandı? Hangi ülkede kemikler mezardan çıkarılmış, kemiklere hakaret edilmiş ve kemikler kargo ile aileye gönderilmiş? Hangi devlette var bu? Bana göstersinler. Hiçbir yerde yok böyle bir şey ama bu devlet bize bunları dayatıyor ve bu zulmü bize yaşatıyor. Dört bir yanımızı kule ve karakollarla doldurmuşlar” şeklinde ifade etti.
 
‘Kendi toprağımızı terk etmeyeceğiz’
 
Dersim’de doğa ve inanca yönelik saldırıların da artığını ifade eden Fadime, “Her yeri barajlarla doldurmuşlar. Yetmemiş doğamızı tahrip ediyorlar. Ormanlarımızı yakıyorlar. İnanç yerlerimizi tahrip ediyorlar. Doğamızı tahrip etmelerine izin vermeyeceğiz ve halk olarak bunun karşısında duracağız. Ha bizi katletmişler ha doğamızı, hiçbir farkı yok. Doğa katliamlarıyla halkı göçe zorluyorlar. Burası bizim toprağımızdır. 38 katliamında büyüklerimizin kemiklerini sızlattılar, biz de şimdi ona karşı duracağız. Kendi toprağımızı terk etmeyeceğiz. Burada kalmaya ve yaşamaya devam edeceğiz” diye konuştu.
 
9 Ekim’de karar duruşması görülecek
 
“Örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddialarıyla toplamda 8 davası bulunan Fadime’nin tüm dosyaları birleştirildi. Karar duruşması 9 Ekim’de Tunceli 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.