‘İktidar cinsel istismarı meşrulaştıran yasalar çıkarıyor’

  • 09:06 8 Eylül 2020
  • Güncel
VAN - Cinsel istismar için “Toplumsal olarak baş etmemiz gereken bir nokta” diyen psikolog Fahriye Cengiz, şu uyarıda bulundu: “Ebeveynler olarak çocuklarımızla sevgi ilişkisi kurarak çocuğun her şeyi bizimle paylaşmasını sağlamalıyız. Çocuklar cinsel istismar meselelerinde yalan söylemezler.”
 
Türkiye’de her geçen gün artan çocuk istismarına, tecavüze yenileri eklenirken, yargı kararları, siyasal atmosferde sarf edilen sözler ve yürütülen politikalar, eğitim sistemi ve “eğitici” adı altında çıkarılan kitaplar, medya ve teknoloji bu istismarlara ön ayak oluyor. Çoğu kez gerek siyasal söylemlerde gerek ise medyada, kitaplarda istismar, tecavüz meşrulaştırılarak sunuluyor. Cinsel istismarı meşrulaştıran olguların toplum ve çocuk üzerindeki yansımasını psikolog Fahriye Cengiz değerlendirdi. 
 
‘Toplumun her zerresine sirayet etmiş bir mesele’
 
Cinsel suç faillerinin oluşan tepkilerden sonra tutuklandığına ve kamuoyuna yansıdığı kadar cezaların verildiğine dikkat çeken Fahriye, daha önce istismar davalarından alınan sonuçların kadın örgütlerinin oluşturduğu baskılardan kaynaklı olduğunu belirtti. Fahriye, geçen günlerde tecavüz anlatılarının yer aldığı “Düşün ve Gül” isimli “çocuk” kitabının yazarı Musa Dinç’i de hatırlatarak, “Şunu da kabul etmek gerekiyor ki Musa Dinç’ten ibaret bir mesele değil. Toplumun her zerresine sirayet etmiş derinlikte bir mesele. Çocuk istismarını meşrulaştırmak bir tarafa, en güvenli hissetmemiz gereken aile, akraba, okul, yurt gibi alanlarda zaten çokça yaşanan, zaman zaman paylaşılan çoğu zaman paylaşılmayan üstü kapatılan bir mesele iken bunun bir de çocuk kitapları, ‘Sanat yapıyorum’, ‘Edebiyat yapıyorum’ adı altında tabana yaygınlaştırılması çok daha büyük bir mesele. İşin boyutunu tek başına ne hukuk sistemi ne psikolojik ne de sosyolojik boyutuyla alabiliriz” diye konuştu.
 
‘Cinsel istismar acil çözülmesi gereken bir mesele’
 
Cinsel istismarın derin ve acil çözülmesi gereken bir konu olduğunu vurgulayan Fahriye, iktidarın çocuk evliliklerini meşrulaştıran yasa çıkarmasının kişilerde “İstismar kötü bir şey değil” algısı oluşturduğunun altını çizdi. Feride, “Türkiye farklı dinamiklerin, inançların,  kültürlerin birlikte yaşadığı bir toplum. Her inancı temsil eden liderleri diyebileceğimiz kişilerin de daha önce çocuk istismarı davalarından aklandığı, ceza almadığı ya da yeni gündeme gelmesiyle göstermelik soruşturmaların başlaması bunu yapmanın suç olmadığı gibi bir algıyı beraberinde getirmektedir. Nitekim son süreçte yaşadığımız şiddet ve tecavüz faili birinin ‘Bana bir şey olmaz’ ifadesi bunun en somut ifadesi” dedi.
 
‘Bu kitapları meşru gören devlet mekanizması mı var?’
 
Ebeveynlerin içeriğini bilmediği kitapları çocuklarına okutmaması uyarısında bulunan Fahriye, cinsel saldırıyı meşrulaştıran kitapların tek boyutlu ele alınacak bir mesele olmadığını ifade etti. Fahriye, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sadece haberdar olduğumuz kitaplar. Bu da şunu gösteriyor ki bunun gibi bilmediğimiz, ulaşamadığımız neler var. Diğer bir boyut, bu kitaplar okular arasında nasıl yaygınlaştırılıyor? Okunmuyor mu? Okunduğu halde bunu meşru gören bir devlet mekanizması mı var?  Bu hem eleştirilmesi hem sorgulanması gereken bir nokta. Bazı mekanizmaların da bulunduğunu biliyoruz. Bir diğer nokta da bu kitapları tespit edip kaldırdıktan ve kişiyi tutukladıktan sonra sorunu çözüyor muyuz? Bunu okuyan, buna maruz kalan çocuklar ne durumda, ebeveynler ne durumda gibi işin ruhsal olarak yürütülmesi gereken bir süreç var. Yürütüldü mü, bunu bilmiyoruz. Çocukların gelişimi açısından ruhsal, duygusal, fiziksel, sosyal bütün gelişimler açısından düşündüğümüz zaman daha korkunç bir tablo ortaya çıkıyor.” 
 
‘Normal karşılayan bir kesim var’
 
Cinsel istismara maruz kalmış birçok çocuğun ebeveynlerinden korktuğu için yaşadıklarını dile getiremediğini aktaran Fahriye, birçok çocuğun ise maruz kaldığı istismarı yaşı ve gelişimlerinden kaynaklı tanımlayamadığı için anlatmadığını söyledi. Fahriye, “Biz yetişkinler olarak da bu durumla nasıl baş edeceğimizi ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bu tek başına çocuk istismarı olarak da ele alınacak bir şey değil. Bunun içinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kültürel meseleler var. Çocuk yaşadığını en fazla annesine anlatabiliyor. Bir de bunu normal karşılayan bir kesim var. Zaten bu ülkede çocuk yaşta evlilik oranı bunun göstergesi” diye ekledi.
 
‘İstismarla toplumsal olarak mücadele edilmesi gerekiyor’
 
“Çocuk istismarı meselesi ‘Ateş düştüğü yeri yakar’ misali sadece yaşayan kişinin baş edebileceği bir mesele değil” diyen Fahriye, çözüm olarak şunları sundu: “Toplumsal olarak hep birlikte baş etmemiz gereken bir nokta. Yargı sistemi, cezai yaptırımlar, eğitim sistemi, sonrasında aile içi eğitimin eşlik edeceği yapısal düzenlemelerle mümkün olabilecek mesele. Ebeveynler olarak çocuklarımızla kurduğumuz ilişkide korku ilişkisi değil, sevgi ilişkisi üzerine odaklanarak çocuğun her şeyi bizimle paylaşmasını sağlamalıyız. Çocuklar cinsel istismar meselelerinde yalan söylemezler. Çocuk yaşı gereği, kendi döneminin üzerinde cinsel bilgiye sahip ise bunu da sorgulamak gerekiyor. Çocuk ya bununla ilgili ortamlara girmiş, okumaması gereken bir yazı okumuştur -Bu da cinsel istismardır, bu tür görsele bir şekilde yetişkinlerin aracılık etmesiyle maruz kalmıştır. Bu da cinsel istismardır- ya da direk biri tarafından istismara maruz kalıyordur.”