Adalet Kaya: Savaşa karşı barışı savunan kadınlarız biz

  • 09:05 10 Eylül 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, “Üniformalı paramiliter güçlerin resmi unvanlarla kadınlara yönelik taciz tecavüzlerini ifşa etmeye başlamıştık. Bunların hepsinin rahatsız ettiğini düşünüyorum. Biz savaş karşıtı, barışı savunan kadınlarız” sözleriyle derneğin neden hedef alındığını özetledi. 
 
Diyarbakır’da bulunan Rosa Kadın Derneği’ne yönelik 22 Mayıs’ta gerçekleşen baskının ardından çok sayıda üye, yönetici ve kurucuları gözaltına alınmıştı. Ardından aralarında dernek başkanı Adalet Kaya’nın da olduğu 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, 3 aylık tutukluluk sürecinin ardından 18 Ağustos’ta tahliye edildi. 
 
Ajansımıza konuşan Adalet, derneğin neden hedef alındığını ve yaptıkları çalışmaları anlattı.  
 
‘Paramiliter güçlerin tecavüzlerini ifşa etmeye başlamıştık’
 
İlk olarak derneklerine dönük saldırıyı değerlendiren Adalet, saldırının birçok boyutunun olduğunu söyledi. Adalet, bu saldırının Kürt kadın hareketi üzerinden Türkiye’deki tüm kadın hareketlerine yönelik olduğunu ifade etti. 2 yıllık çalışmaları sonucunda ortaya çıkan kolektif emek ve örgütlülüğün dağıtılmak istendiğine dikkat çeken Adalet, “Ülkenin OHAL ile yönetilmeye başlandığı 5 yıldan beri, özellikle kadın alanı yağmalanmak istendi. Bu süreçte ise bölgede ilk açılan kadın kurumu Rosa Kadın Derneği’ydi. Derneği kurmamızın ardından Hatay’dan İstanbul’a kadar ülkenin birçok yerinden şiddet başvurusu almaya başladık. Bölgemizde ise özel savaş politikaları sonucunda kadın üzerinden gerçekleşen şiddetin hem ev içi formatı hem de üniformalı paramiliter güçlerin resmi unvanlarla kadınlara yönelik taciz tecavüzlerini ifşa etmeye başlamıştık” sözleriyle hedef haline getirilmelerinin nedenlerine dikkat çekti. 
 
‘Prensibimiz şiddetsiz bir yaşamı örgütlemek’
 
Paramilter güçlerin kadınlara yönelik saldırılarının Gülistan Doku olayı ile had safhaya çıktığına işaret eden Adalet, buna yönelik de çalışmalarının olduğunu dile getirdi. Siyasal iktidarın Türkiye’deki tüm kurumları kendi egemenliğine almak istediğini söyleyen Adalet, “Bunlara karşı bir tek biz ve sivil toplum örgütleri kaldık. Çalışmalarımıza devam ettiğimiz için biz kadın kurumlarına ve sivil toplum örgütlerine karşı saldırı başlattılar. Şiddetin birçok formunu hayata geçirdiler. Kadınlara yönelik gerçekleşen politikalara karşı farkındalık yaratmaya çalışmıştık. Bunların hepsi giderek büyüdü ve Türkiye’deki feminist örgütlerle ortak çalışmalar yürütmeye başladık. Bizim en temel prensibimiz şiddetsiz bir yaşamı örgütlemekti. Bunun için de tüm kadınların yaşayabileceği özgür bir alan yaratmaya çalıştık. Bunların hepsinin rahatsız ettiğini düşünüyorum” dedi. 
 
'Cezasızlık politikaları yasallaştırılmaya çalışılıyor'
 
Adalet, pandemi ile birlikte şiddetin de arttığına vurgu yaparak, iktidarın yasalarla değiştirmek istediği cinsel istismar suçlarına karşı gerçekleştirdikleri eylemlerle büyük bir yankı uyandırdıklarını kaydetti. Dernek çalışmalarının, üye ve yöneticilerinin cezaevinde olduğu süre zarfında da devam ettiğine işaret eden Adalet, “Cezasızlık politikaları da yasallaştırılmaya çalışılıyor. Buna karşı ciddi bir duruş sergilememiz gerekiyor. Kadına yönelik cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddet artıyor. Pandemiyle birlikte birtakım kısıtlamalar yaşadık. Özellikle eylemsellik noktasında rahat hareket edemiyoruz. Tüm dijital ortamlarda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Biz savaş karşıtı, barışı savunan kadınlarız’
 
“Biz savaş karşıtı, barışı savunan kadınlarız” diyen Adalet, yaşadıkları her alanda barışı tesis etmek ve gereken tüm mekanizmaları devreye koymak için mücadele etmek istediklerini vurguladı. Adalet şöyle devam etti: “Çalışmalarımıza devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek istenmesi tüm suçların alenen işlenebileceğini gösteriyor. AKP’li bir yetkilinin‘ Türkiye’de kadın bizimle var oldu’ demesi çok gülünç ve çelişkili bir durum. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek cezasızlığı taçlandırmak demektir. Diğer tüm kadın örgütleriyle birlikte aynı söz ve duruş ile İstanbul Sözleşmesi'nden geri adım atmayacağımızı savunuyoruz."
 
‘Demokratik hakkımızı kullanırken suç işlemiş gibi gösterildik’
 
Anayasadaki demokratik haklarını kullanırken, kendilerinin suç işlemiş gibi gösterildiğini söyleyen Adalet, “8 Mart’ı neden kutladınız ve tertip ettiniz?” gibi sorularla yargılandıklarına dikkat çekti. Pandemiden kaynaklı cezaevinde zorluk yaşadıklarını belirten Adalet, “Cezaevi içinde yaşadığımız sorunların dışında dışardaki kurumların da çalışmaması bizi olumsuz etkiliyordu. Örneğin PTT’lerin çalışmaması mektup alıp göndermemizi geciktiriyordu. İletişimin aksaması bir tecrit halini aldı. Cezaevindeki tüm etkinlik ve görüşlerin yapılmaması da zorlayıcı noktalardan biriydi. İçerde uzun süre kalan arkadaşlar için durum çok zor. Pandemi dolayısıyla yeni bir infaz yasası çıkarıldı ancak çok sayıda suç grubu tahliye edilirken hukuksuz bir şekilde siyasi tutsaklar kapsam dışı bırakıldı. Hasta tutsakların derhal bırakılması gerekir” diyerek cezaevi koşullarına değindi.