TJA ‘Kendimizi Savunuyoruz’ kampanyasının startını verdi

  • 12:04 15 Eylül 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - TJA, İmralı'da yürütülen tecride, anadile yönelik saldırılara, tacize tecavüze, siyasi soykırıma ve inançlara yönelik saldırılara karşı "Kendimizi Savunuyoruz" kampanyasının startını verdi.  
 
Tevgera Jinên Azad (TJA) öncülüğünde "Kendimizi Savunuyoruz" kampanyasının startı Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl Örgütü binası Vedat Aydın Konferans Salonu'nda düzenlenen basın toplantısı ile verildi. "Em Xwe Diparezin" yazılı pankartın yer aldığı toplantıya Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Demokratik Bölgeler Partisi (DTK), HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP milletvekilleri Semra Güzel, Remziye Tosun, Pero Dündar, Nuran İmir, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Ebru Günay, Feleknas Uca ile bölge illerinden birçok TJA'lı kadın katıldı. 
 
Kadınlar rengarenk yöresel kıyafetlerini giydi. Salonuna alkış ve zılgıtlar eşliğinde giriş yapan kadınlar coşku ile karşılandı. Burada "Em xwe diparezin" önlükleri giyildi.  
 
Açıklamadan önce müzik eşliğinde halay çekildi. Ardından divan oluşturuldu. Bu sırada alkışlar eşliğinde sık sık "Em Xwe Diparezin" sloganları atıldı. Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren kadınlar için bir dakikalık saygı duruşunun ardından sinevizyon gösterimi ile devam edildi. 
 
Ardından kampanyaya ilişkin basın metninin Türkçesini Semra Güzel, Kürtçesini İse TJA sözcüsü Ayşe Gökkan okudu. 
 
'İnsanlığın doğuştan sahip olduğu hak'
 
Semra insanlığın doğuştan sahip olduğu savunma hakkı olan "Kendimizi Savunuyoruz" kampanyasını başlattıklarını söyledi. Kadınlar olarak uğradıkları saldırılara karşı kendilerini savunarak, bu günlere geldiklerini vurgulayan Semra, "Direniş geleneği olan hafızamızı tazelemeden bir kampanyaya başlamak eksik olur. Bizi ret ve inkar eden ırkçı, cinsiyetçi erkek hükümet, akla hayale gelmeyen saldırılarda bulundu. Jenosit ve jineosid politikalarıyla yarım milyon kürdü, toplu katliamdan geçirdi. Kürt kadınları iki kez katledildi. Kürt çocuklarını özel yurtlarda asimile etti, kendine yabancılaştırdı, kimliğinden, benliğinden, dilinden utanma noktasına getirdi. Kürt kadınının üzerini betonlamak istedi ama Kürt kadınları kendini savunarak kendini yeniden yaratmayı başardı" dedi.
 
'Kırk yıldır özsavunmadayız'
 
Son kırk yıldır saldırılara karşı özsavunma ile kendilerini savunduklarını belirten Semra, anadil üzerindeki asimilasyon politikaları, köy yakmaları, faili meçhul cinayetler ve kadınların kürtaj hakkına yönelik saldırılara değinerek kadınların hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmediğinin altını çizdi.  
 
'Tüm haklarımızı savunuyoruz'
 
“Kendimizi savunuyoruz" kampanyasını neden başlattıklarını anlatan Semra şöyle devam etti: 
 
"Kürdistan ve Türkiye'de erkek egemen devlet, erkek egemen aile ve toplumda bin bir emek ve bedelle elde ettiğimiz kazanımlarımızı çalan, gasp ve işgal eden, taciz, tecavüz ile ret ve inkar eden saldırılara karşı bedenimizi, yaşamımızı, emeğimizi, toprağımızı, suyumuzu, ana dilimizi, özgürlüğümüzü, tüm haklarımızı savunmaktır. Artık yeter! Militarizmi, ırkçılığı, cinsiyetçiliği dini istismar ederek biz kadınlara karşı örgütlenen AKP-MHP rejiminin işbirlikçileri de yanına alarak oluşturduğu erkek egemen zihniyete karşı kendimizi kadın özgürlük ideolojisi ile savunuyoruz diyerek yola çıkıyoruz. Zulme dayanmayacağız, özgür ve eşit bir yaşam için direneceğiz.
 
'Mezarlıklara savaş açan zihniyete karşı direniyoruz'
 
Tecavüz kültürünü aşalım, demokratik toplumu yaratalım kampanyası ile tecavüzün sadece kadın bedeniyle özdeşleştirilmesine karşı çıktık, Tecavüz bir kültür olarak bedene, toprağa, suya, doğaya, anadile, eşitlik, özgürlük alanlarına yayılmaktadır diyerek sokaklara, köylere, mahallelere, indik. Bilinçlendikçe örgütlendik, örgütlendikçe öl savunma direnişine ulaştık. Sur, Nusaybin de savaşın ortasında mor çeperler oluşturarak kadının şiddetten korunması savunmasını yaşama dönüştürdük. Tecrit insanlığa karşı işlenen suçtur diyerek tecride karşı özgürlüğü savunduk, savaşa karşı onurlu barış mücadelesi olmazsa olmazımız oldu. Toprağımıza, özgürlüğümüze, önderliğimize sahip çıkıyoruz kampanyası ile var olma savunması yaptık. Bugün Gülistan Doku nerede kampanyası ile hesap soruyoruz. Yine bugün yüzyıllık saldırı çeşitlerini daha da derinleştirerek cenaze ve mezarlıklara savaş açmış olan zihniyete, sisteme karşı direniyoruz."
 
'Korkmuyoruz'
 
Devreye konan kıyımlardan, gözaltı, tutuklama ve katletmelerden korkmadıklarının altını çizen Semra, yaşamı inşa ettiklerini, seçme ve seçilme hakkına el uzatılmasını asla kabul etmeyeceklerini, eşbaşkanlığın mor çizgileri olduğunu sözlerine ekledi. 
 
"Kendimizi savunuyoruz" kampanyasıyla korkmadıklarını ifade ettiklerini vurgulayan Semra, erkek egemen zihniyete, AKP-MHP rejimine itaat etmeyeceklerini belirtti. Semra, "Bugün Kürdistan'da Musa Orhan gibi uzman çavuşlar tıpkı DAİŞ gibi kadınları kaçırarak, tecavüz ederek, intihara sürüklemektedir. Yine Dersim'de Gülistan Doku hala kayıptır. Ağrı'da bir asker Büşra'yı, Van’da bir gardiyan Dilan'ı katletti. Şırnak'ta uzman çavuş kadını taciz etti, Mardin kayyım belediyesinde çalışan polis Ercan Uysaler D.S.'yi cinsel köleliğe zorladı. Dirik'te bir bekçi bir kadını kaçırmaya kalkıştı. Tam da bu nedenle kendimizi savunuyoruz" ifadelerini kullandı. 
 
Semra kampanya ile birlikte yürütecekleri mücadele hattını şöyle sıraladı: 
 
“*Erkek egemen hükümet, devlet ve erkeğin cinsel, fiziksel, ruhsal, dijital, ekonomik şiddetine ve tüm mobinglere karşı amansız bir mücadele vermeyi hedefliyoruz, Faile cezasızlık suçtur, katilin aklanmasıdır, katille suç ortaklığıdır. Diz çökmeyeceğiz kendimizi savunacağız. 
 
*Özel savaş politikası Olan cinsel şiddet ve işkenceyle kadını cinsel köle haline getiren, gençleri uyuşturucu ve ajanlıkla toplumdan koparan, itibarsızlaştıran tüm saldırılara karşı alanlara çıkarak kendimizi savunacağız,
 
*Süryani, Ermeni, Keldani, Êzidî, Kürt kadınlarına, halklara, inançlara karş başlatılan imhanın yeni adı olan linçlere karşısında ortak mücadeleyi savunuyoruz.
 
*Toplumu dindar-kindar nefret söylemlerine, siyaset adına porno söylem ve yazılara boğan anlayışa karşı kendimizi savunuyoruz.
 
*İmralı tecridini bir soykırım olarak uygulayan sisteme karşı, özgürlüğü savunuyoruz. Tecrit insanlığa karşı işlenen suçtur diyoruz.
 
*Kürt olmakla, kadın olmakla, Kürtçe konuşmakla linçe davetiye çıkaran AKP-MHP rejimine karşı anadilimizde eğitim alma.
 
*İstanbul Sözleşmesi’nden imzayı geri çekmek veya maddelerini değiştirmek kadın katliamlarının belgesini imzalamak demektir, sonuna kadar İstanbul Sözleşmesi’ni savunuyoruz. Çocuklara yönelik cinsel saldırı, tecavüzcüyle evlendirme yasalarına karşı amansız bir mücadele içerisinde olacağımızı taahhüt ediyoruz, Kadın haklarını güvence altına alan, dünya kadınlarının kazanımları olan CEDAW, savaş ve barış dönemlerinde de geçerli olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284'e özsavunmamız olarak sahip çıkıyoruz.
 
*Kürtlerin ortak kazanımlarına saldırı, Kürtlerin birliğine yöneliktir diyoruz. ‘Kürtlerin ulusal birliği tüm Kürtlerin savunmasıdır’ diye ekliyoruz.
 
*Devletin Kürdistan'ın yeraltı ve yerüstü zenginliklere el koyarak, zozanları, dağları bombalayarak, tarım ve hayvancılığı yasaklayarak, üretimi sıfır noktasına getirerek toplumu yoksullaştıran, kadının emeğini sömüren, erkeğe ve devlete muhtaç eden saldırılarına karşı komünal ekonomiyi geliştirmeyi savunuyoruz.
 
*Suyu güvenlik barajı olarak kullanan, 12 bin yıllık Hasankeyf’i 50 yıllık baraja feda ederek tarihimizi, kültürümüzü sular altına gömen, dağlarımızı, ormanlarımızı yakıp yok eden zihniyete karşı demokratik mücadeleyi savunuyoruz.”
 
Semra son olarak, başta genç Kürt kadınları, Kürdistani halklar ve inançlar olmak üzere Türkiyeli eşitlik, özgürlük savunucuları ve halkların birliğinden yana olan tüm dinamikleri kampanyaya sahip çıkmaya çağırdı. 
 
Açıklamanın ardından alkışlar eşliğinde "Biji Serok Apo" sloganları atıldı. 
 
Kampanya metninin okunmasından sonra TJA aktivisti Gülizar İpek, kampanyanın simgesi olan ve küllerinden yeniden doğan Simurg kuşunun hikayesini anlattı. Daha sonra basın toplantısına ara verildi. 
 
Toplantı, basına kapalı olarak devam ediyor.