Muğla’da eril tahakküme karşı yeni örgütlenme alanı

  • 09:02 12 Ocak 2021
  • Güncel
Melike Aydın
 
MUĞLA - Kadınlar örgütlü mücadelesini yeni alanlar yaratarak büyütüyor. Bu alanlardan biri olan Muğla Kadın Dayanışma ve Danışma Derneği de kadın sorununa siyaset üstü çözüm arayışını büyütmek için kuruldu.
 
Mücadele ve dayanışma büyüdükçe kadınlar yeni örgütleme alanları yaratarak daha geniş çevreleri direnişe dahil ediyor. Hareketler, platformlar dernek ve vakıflar kurarak kurumsallaşıyor. Eril tahakküme karşı kadın dayanışmasını büyüten ve kadınla birlikte, LGBTİ+’ları ve ekolojik mücadeleyi de kapsayan yeni bir kadın örgütlülük alanı olan Muğla Kadın Dayanışma ve Danışma Derneği’de bu kapsamda kuruldu. Derneği, Muğla’da kadın hareketlerinin yaşadığı daralmayı gidermek amacıyla kurduklarını belirten kurucu üyelerinden Canan Budak, kadın sorununa partiler üstü bir yaklaşımla çözüm arayacaklarını belirtti.
 
‘Eril siyaset kadın hareketlerine sızmaya çalışıyor’
 
Kadın hareketlerinin kız kardeşlik ruhuna eril siyasetin etki ettiğini bu yüzden de partiler üstü bir oluşuma gittiklerini belirten Canan, Kamusal ve özel alan ayrımının erkek egemen düşünceden doğduğunu dile getirdi. Canan, dernek kurma amaçlarını“Kadınların özel alana hapsedildiğini ve özel alanların içinde de kamusal alanda katledildiğini bunun bir eril politika olduğunu düşünüyor ve iddia ediyoruz. Kadın hareketine siyaset girdi derken de bundan farklı şeyler ifade ediyoruz. Bazı siyasi çıkarların öncelikleri ve ortamı domine etme çabaları bununla ilgilidir. Özellikle 2015 yılından itibaren biz bu süreci deneyimlemeye başladık. En azından Muğla yerelinde. Kadın hareketinin içine sızmaya başlamış bir eril düşünce söz konuşuydu. Asıl kız kardeşlik ruhunu zedeleyen şey de buydu” sözleriyle ifade etti.
 
‘Kadın hareketlerindeki daralmaya karşı kapsamı genişlettik’
 
Kadın hareketinin kapsayıcılığının her geçen yıl biraz daha daraldığını buna karşılık olarak da derneğin, dünyadaki kadın hareketlerinde de olduğu gibi LGBTİ+’ları ve ekoloji aktivislerini de kapsam içine aldığını belirten Canan, yaşamı ve hakları tehdit edilen tüm canlılar için de bir dayanışma ağı oluşturmayı hedeflediklerini dile getirdi. Eril kökenli her türlü şiddete maruz kalan başta kadınlar olmak üzere LGBTİ+’lar ve ekolojik dayanışma sağlamak ve ilerleyen süreçlerde atölyeler ve farkındalık çalışmaları yapmayı hedeflediklerini ifade eden Canan, “Yoğunluğumuz üniversiteli ve genç kadınlardan oluşuyor. Bu yüzden genç kadınları feminist düşünce hakkında bilinçlendirici atölyeler yapmayı düşünüyoruz. Yerelde örgütlenmemizi sürdürerek diğer kadın örgütleri ile bir araya gelerek farkındalık ve duygu paylaşımı düşünceleri, kadınlık deneyimi düşünceleri tıpkı 1990’larda ikinci dalganın Türkiye’de ortaya çıktığı gibi yeniden canlandırmak ve ilerleyen süreçlerde feminist psikolog ve avukatlara derneğe katkı sunmaları için teklif göreceğiz” diye belirtti.
 
‘Tüzüğe eril tahakküme maruz kalan herkes dahil edildi’
 
Kadın hareketinin sadece kadınlarla ilgili olmadığı bilinciyle eril şiddetin LGBTİ+’lar ve doğa üzerinde de doğrudan tahakküm kurmayı hedeflediğinin altını çizen Canan, “Tüzüğümüze de bunu yerleştirdik. Bunun dışında siyasetler üzeri bir oluşum gerçek bir dayanışma inşa etme odaklı bir tüzük. Dernekler yasası çıktı ama biz korkmuyoruz bir aradayız bir arada olmaya devam edeceğiz. Bütün kadınları dayanışmaya davet ediyoruz” şeklinde ifade etti.
 
Derneğin logosunda, femina sembolünün yanı sıra LGBTİ+’ları temsilen gökkuşağı renkleri ile Yunan Mitolojisinde eril şiddete maruz kalan Medusa yer alıyor.