ÖHD 'İç Anadolu Bölgesi Cezaevi' raporunu açıkladı

  • 18:00 13 Ocak 2021
  • Güncel
 
ANKARA - ÖHD Ankara Şubesi’nin İç Anadolu Cezaevi raporunda, tutsakların çıplak arama, ayakta sayım uygulaması, tedavi edilmeme gibi hak ihlallerine maruz kaldığı belirtildi. Raporda ayrıca PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde süreklileşen tecridin son bulması gerektiğinin altı çizildi.
 
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi Hapishane Komisyonu, İç Anadolu Bölgesi Cezaevi Hak İhlalleri raporunu açıkladı. ÖHD Ankara Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında raporu, ÖHD üyesi Yunus Emre Şahan okudu.
 
Raporun,  İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan 9 cezaevindeki tutsakların derneğe yaptığı başvurular çerçevesinde hazırlandığı belirtilirken, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlatılan açlık grevlerindeki tutsakların sağlık durumlarına ilişkin tutsaklar ve bazı cezaevi idareleri ile gerçekleştirdikleri görüşmelerin de raporda yer aldığı belirtildi.
 
‘Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit uygulaması bir an önce kaldırılmalı’
 
Raporda, yapılan ziyaretlerde tutsakların çok sayıda hak ihlaline maruz kaldıkları belirtilirken, 27 Kasım’dan bu yana Türkiye’nin birçok cezaevinde Abdullah Öcalan üzerinde süreklileşen tecridin sonlandırılması ve tutsakların kendilerine yönelik salgın sürecinde artan hak ihlallerini de protesto etmek amacıyla süresiz-dönüşümlü açlık grevi eylemine başladıkları hatırlatıldı. 
 
‘Tecride bir an önce son verilmeli’
 
Kişinin savunma hakkı bağlamında adil yargılanma hakkı ve manevi varlığını geliştirme hakkına açıkça aykırı olan Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit uygulamasının bir an önce ortadan kaldırılması gerektiğine dikkat çekilen raporda şu ifadeler yer aldı: “Taleplerden biri, artan hak ihlallerinin sonlandırılmasıdır. OHAL döneminden beri artan mahpuslara yönelik hak ihlalleri pandemi süreci ile birlikte tecrit halini almıştır. Nitekim rapordaki beyanlardan da bu durum açıkça anlaşılmaktadır. Ulusal ve uluslararası mevzuatlar ve insan onuru gözetilerek bu ihlallerin sonlandırılması gerekmektedir. Ayrıca pratik uygulama ile dayatılan bu yanlış uygulamaların zamanla kanunileştiği de bir gerçektir. Sincan’da ayakta sayım dayatması, çıplak arama ile kötü muamele uygulanıyor.”
 
Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde yaşanan ihlaller 
 
Raporda Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevinde yaşanan hak ihlalleri şu şekilde belirtildi: “Devrim Taylan Yılmaz, Yücel Yavuz’un maruz kaldığı fiziksel, psikolojik şiddet ve ardından gerçekleştirilen çıplak arama, sonrasında mahpusların hücrede tutulmaları işkence ve kötü muamele yasağının ihlalidir. 2 kişinin bulunduğu koğuşta daha önce ayakta sayım istenmezken, mahpusların sayımı yapılabilmesine rağmen ayakta sayım dayatılması, küfür edilmesi, fiziksel şiddet uygulanması, infaz koruma memurlarının koğuşta üst araması yapmalarına rağmen hücreye yerleştirirken çıplak aramaya tabi tutmaları açıkça psikolojik ve fiziksel işkencedir. İdarenin eylemlerinin uygulanışında temel kriter kamu yararıdır. Çıplak arama insan onuruna aykırı bir uygulama olup bunun da dışında uygulanmaya çalışıldığı bu durum ve koşulda mevzuatta yer alan koşullar dahi oluşmamıştır. Gardiyanın küfür ve tehdit etmesi kabul edilemez. Özel olarak ise Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 46. maddesinin 9. fıkrasına göre ‘Arama ve sayımlar sırasında insan onuruna saygı esastır.’ 2 kişinin bulunduğu koğuşta ayakta sayımın dayatılması keyfidir.”
 
‘Şiddet uygulayan görevliler uzaklaştırılmalı’
 
Raporda, Afyon 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi ile Bünyan 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde gerçekleştirilen ayakta sayım uygulamasının evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğu belirtilirken, tutsakların beyanları doğrultusunda ivedilikle soruşturma başlatılması gerektiği vurgulandı. Raporda, şiddet uygulayan ilgili kamu görevlilerinin tedbir amaçlı görevden uzaklaştırılması gerektiği savunuldu.
 
Raporun devamında cezaevlerindeki hak ihlalleri şöyle sıralandı:
 
“*Hapishanelerde dijital dönüşüm olarak adlandırılan ‘Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi’ ile ilgili olarak ses ve görüntü alan cihazların uygulamaya göre koğuşların ortak alanına ya da hücre şeklinde olan odalarda ortak alan bulunmadığından odaların, ranzaların tam karşısına monte edilecek bir sistem olduğu ifade edilmiştir. Görüntü ve ses kaydı alabilen bu dijital sistemin hücre içine ya da koğuş ortak alanına yerleştirilmesi ya da hücre ve koğuşun özel alanını ihlal edecek mekansal alanda bulunması kabul edilemez. Bu projeye ilişkin hiçbir hukuki belirlilik söz konusu olmadığı gibi hapishanelerin ziyaret görüşme odalarına bu sistemler kurulabilecekken koğuş ve hücrelere kurulması hem mahpusların tecridinin artırılması hem de özel alanlarına müdahale anlamına gelir. Bu projenin detaylarının hapishane alanında çalışan sivil toplum örgütleri, insan hakları kurumları ve mahpuslarla paylaşılması zaruri olup projenin mahpusların hakkını ihlal etmeyecek ve tecridi artırmayacak şekilde hukuken düzenlenmesi zaruridir.
 
*Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’nden mahpus M.K, kendisine protez takılması gerektiğinin revir doktoru tarafından dile getirildiğini; ancak hastaneye gidemediğini, gitseler dahi kelepçeli şekilde muayene edilmeye çalışıldıklarını, bunu kabul etmemeleri sebebiyle de tedavilerinin yarıda kaldığını ifade etmiştir. Muayene sırasında doktorun kelepçenin çıkarılmamasını istemesi için temel bir gerekçesi bulunması gerekirken, sağlık hizmeti almaya giden mahpus için bu sürecin işkence haline gelmesi ve kötü muameleye maruz kalması onur kırıcı muameledir. Kelepçeli muayene gerçekleştiren doktorların ve sevk işlemi gerçekleştiren görevlilerin onur kırıcı muameleye ilişkin hukuken sorumlu olduğu unutulmamalıdır. Kelepçeli muayene esas olan değildir. Ancak istisnai hallerde ve gerekçeli olarak kullanılması gereken bir yöntem olup, kişilerin yargılandıkları davalar üzerinden kişisel önyargılar ya da kurumsal yönlendirmelerle kelepçeli muayenenin asıl olan uygulamaymış gibi kullanılması kabul edilemez.
 
*Afyon 1 No’lu T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde mahpus M.S.A., M.S.K., İ.Ç., Y.B. yaklaşık bir senedir tekli hücrede tutulduklarını ve günde ortalama bir saat havalandırma imkanlarının olduğunu belirtmişlerdir. Bunun gerekçesinin ise Adalet Bakanlığı’nın emri olduğu söylenmiştir. Hücre cezası bir disiplin cezası olması halinde dahi tartışma konusuyken disiplin cezası olmaksızın kişinin tamamen tecrit koşullarında tutulması da işkence yasağına aykırılık oluşturur. Mevzuat gereği koğuş sisteminde kalması gereken mahpusların tek kişilik hücrede tutulması işkence yasağının ihlalidir.
 
*Bünyan Kadın Kapalı Hapishanesi, Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesi, Karabük T Tipi Kapalı Hapishanesi’ndeki mahpuslar sıkça, gerekçesiz olarak ya da somut ve makul olmayan gerekçelerle mektuplarının tamamen ya da belli bir kısmının engellenerek gönderilmediğini ifade etmişlerdir. Yine Karabük T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde açlık grevinde olan mahpusların sivil toplum örgütlerine, siyasi partilere ve kurumlara gönderdiği mektuplardan sadece CPT’ye yazılan mektuplarının gönderildiği hususu ve mahpusların hiçbir engele takılmayan, çok önce yazılan mektuplaşmalarının örneklerinin soruşturma dosyalarında görüldüğü ve tüm mektupların gönderilmeden tarandığı düşüncesini uyandırdığı belirtilmiştir. Mahpus mektuplarının arşivlenip arşivlenmediğinin Adalet Bakanlığı tarafından derhal açıklanması zorunluluğudur.
 
*Mahpus anlatımları incelendiğinde görülecektir ki birçok hapishanede Covid-19 pandemi sürecinin yönetimine ilişkin sorunlarla karşılaşılmakta ve bu durum mahpusların birçok hakkını ihlal etmektedir. Kronik ve acil ağır hastalığı bulunan mahpusların hastaneye sevklerinin gerçekleştirilmemesi ya da çok geç gerçekleştirilmesi, dezenfektan verilmemesi, birçok kişinin bir arada kaldığı koğuşlarda çamaşır suyu gibi hijyen malzemelerinin ihtiyacı karşılayacak düzeyde verilmemesi, maske verilmemesi, kantinden almak istedikleri malzemelerin ise fahiş fiyatlarla satılması ve ürün çeşitliliğinin bulunmaması ortak sorunlardandır.
 
*Avrupa İşkencenin ve İnsanlık dışı veya Onur kırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi Komitesi (AİÖK) CPT/Inf (2020)13 koronavirüs (Covid-19) pandemisi bağlamında özgürlüklerinden yoksun bırakılan kişilere yönelik muameleye ilişkin ilkeler bildirisi 20 Mart 2020 tarihinde yayımlanmıştır. Mevcut durumda hapishanelerdeki durumun bu ilkeleri gözetmediği açıktır. Bu yüzden COVID-19 pandemi sürecinin sağlık açısından tehlikeye mahal vermemesi ve zaten tecrit altında olan mahpuslar için ikinci bir tecride dönüşmemesi için mahpusların hak ve özgürlükleri gözetilerek, gerekli hassasiyetler üzerinde durularak bu sürecin yönetilmesi elzemdir. Covid-19 pandemi süreci gerekli gereksiz her fiilin bir sebebi olarak sunulmamalıdır. Ayrıca OHAL sürecinden bu yana sohbet ve spor hakkı birçok hapishanede kısıtlı olan mahpusların şimdi de bu hakları Covid-19 pandemi süreci gerekçe gösterilerek ellerinden alınmaktadır. Bu kapsamda pandemi kuralları gözetilerek yeni mekânlar yaratılarak bu imkânlar mahpuslara sağlanmalıdır. Çünkü pandemi sürecinin ne kadar süreceğinin öngörülmezliği tüm kurumların, organizasyonların ve yaşantıların bu sürece göre tekrar tasarlanmasını gerekli kılmaktadır.
 
*Avukat görüş odasında plastik cam ile görüş yaptırılması tam da bu sürece adaptasyonla ilgilidir. Aynı özen ve ihtimam mahpusların sosyal, kültürel ve sportif faaliyetleri için de gösterilmelidir.
 
*Yasal ve uluslararası mevzuat evrensel hukuk ilkeleri ile birlikte göz önüne alındığında; kurumlarımıza gelen başvurular sonucunda tespit edilen ifade özgürlüğü, işkence yasağı, kötü muamele yasağı ihlallerinin sebebi olan hapishane idaresi ve personeli uygulamalarının ve eylemlerinin sonlandırılması ve idarenin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. Yaşanan hak ihlallerinde idari yöneticiler, personel, denetim yetkisini yerine getirmeyen idari kurumlar sorumluluk taşımaktadır. Bu sebeple tüm idari birimlerin ve her bir kademesinin, sorumluluklarını yerine getirmesini ve sorunları ivedilikle çözmesini talep ediyoruz. Ayrıca Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Ankara Hapishane Komisyonu olarak, yaşam hakkının korunması ve kimsenin zarar görmemesi için Adalet Bakanlığı başta olmak üzere tüm ulusal ve uluslararası kurumları açlık grevcisi mahpusların meşru taleplerinin yerine getirilerek Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit uygulamasının derhal kaldırılması ve artan mahpus hak ihlallerinin sonlandırılması için gerekli girişimlerde bulunmaya davet ediyoruz.”